Günün Sözü
Ya hedefinize göre çalışın ya da çalışabileceğiniz bir hedef belirleyin...
Arşiv
Aralık 2017
P S Ç P C C P
« Eki    
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Değerli Yüzme Dostlarım, 
2-3 Haziran 2017 tarihinde Yüz-Bin-Koş sloganıyla Ayvalık Cunda Adası Doğa Kamp alanında düzenlenen yarışmayla ilgili görüşlerimi aktaracağım.a4dc4836ce757e5326896272ea63ceb2

Yarışma hakkında genel bilgileri ise yarışmanın web sitesinden öğrenebilirsiniz: http://ultimatecunda.com/#about   

Yarışmanın kurallarına, katılım şartlarına girmeyeceğim, izlenimlerimi, yarış esnasında edindiğim tecrübeleri ve yarışma alanındaki atmosferi aktarmaya çalışacağım.  

Organizasyona katılmak aklımdan bile geçmezken öğrencim Tolga’nın ısrarı üzerine ona yol arkadaşı olmak ve yarışmayı izlemek için gittim. Oysa ki bunun bir tezgah olduğunu, Tolga’nın beni kötü emellerine alet ettiğini sonradan fark edecektim.

2 Haziran Cumartesi akşamüzeri saat 18:00 sularında yarışmanın toplanma alanı olan Cunda adasındaki Doğaköy Karavan Kamp alanına ulaştık. Yol yorgunuyduk, serinlemek amacıyla hemen suya girdik, su bulanıktı ve hafif serinceydi (19-20 derece), rüzgar 12-14 knot civarındaydı, ama adanın etrafı kapalı olduğu için denizde dalga yoktu. Bu arada, Karavan Kamp alanı deyip geçmeyin, son derece sosyetik bir atmosferi var, oldukça temiz ve intizamlı tertip edilmiş, İstanbul Ataköy’den arabayla Osmangazi Köprüsü üzerinden yaklaşık 5 saat sürüyor (molalar dahil).P_20170603_145602_BF

Denizden çıkıp iskelede duş alıp Tolga’nın akreditasyon işlemini tamamlamak için Doğa Kamp alanında kurulmuş olan kayıt masasına gittik. Komitenin başında görev alan ve gıyaben tanıdığım Utku Er (triathlon milli takım antrenörü, eski triathlet) ile karşılaştık ve sohbete başladık. Utku Hoca’ya Macaristan’da katılacağım dünya şampiyonasının gölde yapılacak olan 3km’lik yüzme etabından söz ettim, o parkurun Cunda’daki parkura benzerliğine değindim, gerçekten de Cunda’nın suyu göl gibi yeşil, bulanık ve az tuzlu. Tolga’nın da verdiği coşkuyla “kambersiz düğün Emrah’sız yarış olmaz hesabı” kaydım bir anda yapılıverdi, “yarın yarışta serinlersin” diyerek ve pis pis sırıtarak yarışma çantasını koluma taktılar. Utku Hoca “Emrah Hoca’nın kaydını yapalım”, “hocam ne iyi oldu da geldin, çok memnun olduk” gibi değer verici cümleler kurdu, ayrıca kayıt ücreti almayarak da büyük jest yaptı(Adam işte ya!). Hayatta ne için yaşarız, yaşatmak için, işte Utku Hoca bunu idrak etmiş az sayıdaki kişilerden biri.

Çantada yarışma çipi ve bonenin dışında Solomon marka tshirt, Rexona marka deodorant, Intersport indirim çeki mevcuttu. “Bez çanta basit ama kullanışlı, ne güzel düşünmüşler” diye aklımdan geçirdim.

Alanda mili triathletler ve açık su milli takım sporcularını ve yarışa katılacak Elif Boyner ve Nevşin Mengü gibi medyatik simaları gördüm. Diğer birçok yarışmada olduğu gibi ipini koparan gelmemiş, gerçekten yarışmak için gelmişler, çoğunluğun form düzeyi yüksek, vücutları oldukça fit, kardiyovasküler sistemlerinin sağlıklı olduğunun bir göstergesi olarak gözleri parlak idi… Yarışma alanında makarna büfesi, yoğurt tezgahı ve su istasyonları gibi birimler kurulmuş, ücretsiz ve sınırsız ikramlar sunuluyordu. O ana kadar katılımcıların ve organizasyonun kalitesiyle ilgili ilk izlenimlerim gayet iyiydi, haydi bakalım “balık baştan kokar, şuana kadar her şey güzel devamı da böyle güzel olur” diye içinden geçirdim. Saat 20:00’a kadar alanda çimlerin üzerine uzanarak dinlendik, akabinde Tolga ile iftar için Ayvalık merkeze gittik. Hem ramazan nedeniyle hem de henüz sezon tam olarak açılmadığı için bir çok restoran, kafe, büfe tarzı yerler kapalıydı, karbonhidrat depolarımızı doldurmak için ilk gördüğümüz yer olan pizzacıya girdik.

IMG-20170602-WA0026

Geceyi Tolga’ların Altınova’daki evinde geçirdik. Sabah 7 gibi hafif bir yürüyüş sonrasında standart ısınma hareketlerimi yaptım, daha sonra Cunda’ya Doğa Kamp alanına geçtik.

Yarışma alanı kalabalıktı ancak diğer birçok yarışmadaki gibi izdiham, gürültü patırtı, kucakta gezen çocukların viyaklaması yoktu. Genellikle triathlon kulüpleri veya eşiyle arkadaşıyla gelen kişiler mevcuttu.  

Yarışma 13:00’da başlayacaktı, saat 12:45’de Utku Hoca herkesi yarışmanın start çizgisine topladı, aşağıdaki birifing’i verdi:

  • Arkadaşlar son derece basit bir parkur merak etmeyin.
  • 500m ilerde sağda bir duba var, onun sağından geçeceksiniz yani duba sol omzunuzda kalacak.
  • Daha sonra adanın arkasında bir duba daha göreceksiniz onun da sağından devam edeceksiniz.
  • Ardından adanın etrafını dönmeyi tamamlarken tam burunda bir duba daha var onun da sağından devam edeceksiniz.
  • Bir de bitişe yakşaltığınızda göreceğiniz bir duba daha var onun neresinden geçtiğinizin bir önemi yok, o sadece yön tayini(kerteriz) için konulmuş dubadır.
  • Hızlı yüzücüler ön saflarda yer alsın, koşarak girmeyin yürüyerek girin, birbirimizi ezmeyelim.
  • Denize girişte bir bant var o bantın çizgisini geçtiğinizde ayak bileklerinizdeki çipler çalışmaya başlayacak, bitirdiğinizde de yine o çizgiye geldiğinde duracak.
  • Önünüzde size sörf bisikleti eşlik edecek.
  • Bu kadar basit, herkese kolay gelsin. 

Ön safta yer almayı tercih ettim ama bu beni oldukça tedirgin etti, çünkü 18-25 yaş aralığında birçok sürpriz genç yüzücü ve triathlet vardı, kimlerin benden iyi olduğunu bilmiyordum. Yanımda Esra Nur Gökçek, Banu Günal, Gültiğin Er, Barış İlhan gibi milli triathletler varmış, sonradan öğreniyorum kim olduklarını. Yanımda duran bayana(Esra Gökçek) temposunu sordum, 1500m’yi 18 dakikada yüzdüğünü söyledi, yutkundum ve “ben de 20 dakika civarı yüzüyorum size takılmaya çalışacağım” dedim.

“Eğlence amaçlı gir yüz Emrah” diye Tolga’nın coşkusuyla serinlemek için katıldığım organizasyon belki de hayatımın en çetin yarışlarından biri olacaktı, bunu hissediyordum… Utku Hoca ile beraber 10’dan geriye saydık, düdük sesinin ardından “koşmayalım yürüyerek girelim” diye seslenerek hoca herkesi tekrar uyardı ve suya girdik, yarış başladı…

IMG-20170604-WA0000

Önümde Gültiğin ve iki bayan (Banu ve Esra) ayrıca sağımda ve solumda diğer başarılı yüzücülerle (Merdan Çayır, Barış İlhan, Özkan Dizar) beraber kulaç atmaya başladım(bir çoğu benden 15-20 yaş genç).

Screenshot_2017-06-09-15-28-32

Yaklaşık 2 dakika sonra Gültiğin’in grubu arkada bırakıp aramızdaki farkı 15-20m açtığını farkettim, dakikada attığı kulaç sayısı bana göre çok fazlaydı(80-90 kol/dakika olabilir). Ben de mevcut kulaç sıklığımı (70 kol/dakika) koruyarak su çekiş kuvvetimi arttırmaya ve daha çok ayak çırpmaya çalıştım, 15-20sn içinde hemen yoruldum ve bir süre önümdekilerin arkasından yüzdüm, tabi bunu yaparken ayaklarına değmemeye ve rahatsız etmemeye özen gösterdim. Başlangıç çizgisinden 500m ilerdeki ilk dubaya 200m kala gücüm iyice tükendi ve hem yanımdaki hem de arkamdaki yüzücüler 5-10m önüme geçtiler, ayrıca arkadan yetişip gelen birkaç yüzücü de yanımda belirdi.

İşte o an zihnimde hızlanmayı hayal etmeye başladım, enteresan ama refleksif bir şekilde USRPT(Ultra Short Race Pace) çalışmalarımda vücuduma öğrettiğim teknik kendini hatırlattı, ayak vurmayı kesip seri ama daha güçsüz ve kısa kulaç atmaya başladım.

Dakikadaki kulaç sayımın yükseldiğini(75-80’lere çıktığını) hissettim. Bir anda hızlanmıştım, önümdekilere yaklaştım ve ilk dubayı önlerinde döndüm, artık genel klasmanda 3. sıradaydım. Yaklaşık 25m önümde Gültiğin Er ve onun da hemen arkasında Buse Aygün vardı. Kulaç sayımı biraz daha arttırdım, Buse’ye yaklaştığımı hissediyordum, ama benim de ameliyatlı omzumun bir limiti var, bir süre sonra çatırtı sesleri gelmeye başladı, ağrı sızı yoktu ama yine de tedirgin oldum, tekrar uzun ve daha az kulaçlı tekniğime geçtim ve 2-3 dakika böyle devam ettim, tam adanın arkasındaydık, ikinci dubaya yaklaşmıştım, bir anda yanımda 3 kişi belirdi, hemen hızlanmayı düşündüm ve vücudum tekrar otomatik olarak “yüksek kadanslı” diye tabir ettiğim bol kulaçlı ve az ayaklı tekniğe geçti, aradaki farkı geçen seferkine göre bu sefer biraz daha fazla açtım, yaklaşık 200 kulaç sonra 3. dubayı geçtim.

Önümde Buse ile Gültiğin farkı biraz açmışlardı, Gültiğin yaklaşık 50m, Buse ise yaklaşık 25m önümdeydi. Adanın etrafını döndükten sonra arkama baktım arkamdakilerle farkım yaklaşık 25m idi, “tamam gayet güzel, işte böyle devam etmeliyim” dedim. Kafayı kaldırıp son dubaya baktım, astimatla karışık miyoplu gözlerim iyi göremiyordu, dubayı göremedim ama yerini biliyordum tam bitişin oradaydı, bitişe konulan balonlar görünüyordu onlara doğru yüzmeye başladım, yaklaşık 600-700m kalmıştı yarışın bitmesine. “Ne yarış oldu be” diye söylene söylene devam ettim, bir yandan kulaç sıklığımı düşürmemeye bir yandan da omzumda oluşabilecek bir sakatlığı önlemek amacıyla kendimi kontrol etmeye çalışıyordum. Yaklaşık 50 kulaç sonra tekrar kafayı kaldırdım biraz sola kaymışım, rotamı tekrar hafif sağa çevirerek devam ettim. Nefes almak için başımı sağa sola döndürdüğümde arkadan gelen kişiler olduğunu hissettim, dönüp baktım çok yakındılar. Dubayı göremedikçe rotadan sapmıştım, “boşver dubayı bitişteki balonlara bak” diye içimden geçirdim, yaklaştıkça duba göründü, dubanın tam sağındaydım ve finish’e 200m kalmıştı, kulaçlarıma iyiçe yüklendim, ayaklarımı devreye soktum. 30:16’lık derecemle sudan 3. çıktım, bitişte herkes bravo çok iyi iş başardın diye alkışlıyordu. Arkamdan Esra da sudan çıktı. Esra’yı tebrik ettim, “arkandaydım sağa sola çok saptın aslında daha iyi gelebilirdin” dedi, milli bir sporcudan böyle sözler duymak gurur vericiydi. Yüzülen mesafeyi değerlendirdik, dubalar adanın biraz açığına konulduğu için tam 2000m değildi, yaklaşık 2200m yüzdük. Ardından bitişte bekleyen Mert Onaran(triathlon eski milli takım antrenörü ve benim de triathlon yaptığım 1997’li yıllarda beraber yarıştığım kardeşim) yanıma gelip beni tebrik etti, ve Gültiğin ile tanıştırdı, son derece sıcakkanlı ve efendi bir kardeşimiz, kendisine milli takımımızda yürekten başarılar dilerim.

Yüzme Yarışı Resmi Sonuçları (Diğer sayfalardan koşu, bisiklet ve kombine sonuçlara da bakabilirsiniz): 

http://cunda.argeus.events/tr/sonuclar/ultimate-cunda-yuzme

kursu

Tolga’da 43:55’lik derecesiyle yarışı kazasız belasız tamamlayıp 1 yıllık yüzme hayatına yeni bir yarış daha eklemiş oldu. Yüzme yarışması sonrasında saat 17:00’daki koşu yarışına kadar Tolga ile beraber yaşlı bedenlerimizi çimenler üzerinde dinlendik. Koşu yarışında da genel klasman birincisi Gültiğin Er oldu, bir kez daha tebrik ettik. Saat 19:00’da ödül töreni yapıldı. İzmir Alsancak Yüzme Tesisleri’nde çocukluğumuzda antrenmanlarını imrenerek izlediğimiz Avrupa ve Balkan şampiyonalarına katılmış eski milli yüzücü Timuçin Gülaç ile beraber kürsüye çıkmak da ayrıca bir şerefti. Bütün madalyaların arkasında hangi yaş gurubunda kaçıncı olduğunuz ve hangi yarışa katıldığınız yazıyordu. Madalyanın dışında ödül olarak güzel birer plaket yaptırmışlar, bunun dışında matara, egzersiz matı, kaliteli bir yüzücü gözlüğü hediye ettiler (dikkat ederseniz Datça yüzme maratonundaki gibi alkollü eğlence düzenlemiyorlar, sporcuların işine yarayacak şeylere nakit harcıyorlar).

Koşu yarışının ödüllerini 1987 yılında Londra Olimpiyat Oyunları’nda kırdığı rekoru halen kırılamayan Mehmet Terzi verdi, bir çok yüzme yarışmasında ne federasyon başkanı ve de ünlü bir yüzücü göremiyoruz, bu tip renkli anlar sporcuya verilen değeri gösterir. Ayvalık Cunda Ultimate organizasyonu bunu fazlasıyla başarmış, bravo işte budur, Utku hoca gibi iş bitiren ve spordan gelen kişiler organizasyon yaparsa böyle kaliteli işler ortaya çıkıyor.

Ödül töreninde sıramızı beklerken Utku Hoca alandaki herkesin yanına gelerek “bir ihtiyacınız var mı, memnun musunuz?” şeklinde hal hatır sorucu idafeler kullandı. Herkese yiyecek ve içecek dağıtılması için görevlilere anons yaptı, bunlar hep özlediğimiz düşünce ve hassasiyet içerikli davranışlar. Hocanın emekleri boşa çıkmadı, ayrıca benim gönlümde taht kurdu, tüm yüzücülere katılmalarını tavsiye ederim.

IMG-20170604-WA0003

Bu yıl katıldığım ilk yarışma olan Datça Kış Yüzme maratonundaki yaşadığım rezaletten sonra(bakınız: Datça Kış Yüzme Maratonundaki Rezalet) Cunda yarışı bana çok iyi bir moral oldu, Utku Hoca gibi iş bilen ve sporcu ahlakına sahip kişilerin halen var olduğunu görmek bana umut verdi. Ayrıca, Macaristan’da yapılacak olan Dünya Masterlar Yüzme Şampiyonası için de iyi bir antrenman ve tecrübe oldu. 

Sağlıcakla kalın,

Emrah Özsevim